Muhasebe ve Vergi Uygulamaları
Site HaritasıRSS

Suistimal Üzerine Bir Yazı

05/05/2017 00:03:25 - 05/05/2017 00:03:25 - 259 Takip

Suistimal (Fraud) günümüz dünyasının önemli ve yaygın suçlarından biri. Ne kadar yaygın olduğunu, gizli yapılan ve yakalanması zor olan bir eylem olduğundan, tam olarak söylemek mümkün olmasa da, araştırmalar bize şirketlerin gelirlerinin suistimal yoluyla ortalama %5 eridiğini söylüyor.

Bu suistimaller, şirketlerin her kademesindeki çalışanlar, yöneticiler veya şirket sahipleri tarafından gerçekleştirilebiliyor.

Peki, sıradan, hatta dürüst insanlar bir anda suistimal yapan kişilere nasıl dönüşüyorlar?

Suistimal konusuyla ilgilenenler bilecektir, suistimalin nasıl oluştuğunu ortaya koyan bir model olarak Suistimal Üçgeni (Fraud Triangle) Teorisi kullanılır.

Bu kavram, Amerikalı suç bilimcisi Dr. Donald Cressey tarafından 1950'lerde ortaya atılmıştı. Bu teori, temelinde güvenilir insanların güveni suistimal eden bireylere dönmesindeki temel faktörleri anlamaya yönelik ileri sürülmüştü ve üç temel elementten oluşuyordu.

1. Finansal Baskı (Perceived unshareable financial need)

Kişinin usulüne uygun yollarla çözemeyeceği finansal bazı ihtiyaçlarının doğması nedeniyle, sorunu çözmek amacıyla yasal olmayan yollara başvurmayı düşünmeye başlamasını ifade etmektedir.

Bu finansal baskı, kişinin paraya ihtiyaç doğuran alışkanlarının olması, şirket hedeflerine ulaşma arzusu, lüks yaşama düşkünlüğü gibi unsurları içerebiliyor.

2. Fırsatın Görülmesi (Perceived opportunity)

Bu aşamada kişi, bulunduğu organizasyonda finansal sorununu çözebileceği bir yol olduğunu fark etmektedir. Bu yol, genellikle çalıştığı organizasyondaki bir iç kontrol açığını, kişinin kayıtlarda değişiklik yapabilecek yetkisinin olması, kimsenin denetlemediği bir alan olduğunu bilmesi vb. açıkları içerebilir.

3. Zihinsel Meşrulaştırma (Rationalization)

Cressey'in araştırmalarına göre, suistimalcilerin çoğu kendini suçlu olarak görmemekteydi.

Suistimalciler, kendilerini kötü koşullara yakalanmış olan dürüst insanlar olarak tanımlıyorlardı.

Bu nedenle suistimalciler yaptıkları eylemi kendilerince suç görmeyecek şekilde zihinlerinde bu eylemi meşrulaştıracak, kabul edilebilir hale getirecek bazı gerekçeler üretiyorlardı.

Bu gerekçeler genelde, 'Ödünç Alıyordum, geri verecektim', 'Ailemin geçimi için mecburdum', 'Şirketim bana hak ettiğim ücreti ödemiyor', 'Şirket sahipleri dürüst davranmayan, suç işleyen insanlar' gibi değişik şekillerde ortaya çıkabiliyordu.

Cressey'in bu teorisi oldukça ilgi gördü ve suistimalle mücadelede uzun yıllar etkin bir şekilde kullanıldı. Şirketler, çalışanlarına finansal zorluklarla ilgili yardımcı olmanın yollarını aradılar, fırsatları minimuma indirmek için iç kontrol sistemlerini geliştirdiler ve meşrulaştırmaları azaltmak için çalışanlarına adil ve dürüst yaklaşacak politikalar oluşturdular.

Ancak günümüz dünyasından ve psikolojik gelişmelerinden epey zaman önce konan bu teorinin geliştirilmeye ihtiyaç duyuyordu. Bu nedenle, benim Suistimal Karesi olarak çevirdiğim (Suistimal Elması demek yerine bu şekilde dilimize daha uygun ve akılda kalıcı olacağını düşünüyorum) Fraud Diamond teorisi ortaya atıldı.

Suistimal Karesi (Fraud Diamond)

2004 yılında Wolfe ve Hermanson isimli iki adli muhasebeci tarafından Suistimal Üçgeninde dördüncü bir elementin daha olması gerektiği iddia edildi. Bu elementin adına ise , Kapasite (Capability) adını verdiler.

Bu iki araştırmacı, Suistimal Üçgeninde yer alan Baskı (Pressure/Incentive), Fırsat (Opportunity) ve Meşrulaştırma (Rationalization) unsurları gerçekleşse dahi, bunun suistimal için her zaman yeterli olmayacağını, çoğunlukla dördüncü bir unsur olan Kapasite unsurunun da gerekli olduğunu söyledi.

Wolfe ve Hermanson'un araştırmasına göre, Kapasite, genel olarak kişinin, şirketteki açığı değerlendirebilecek, imkan ve özelliklere sahip olması anlamına geliyor ve aşağıdaki öğeleri içinde barındırıyordu:

  • Pozisyon
  • Zeka
  • Özgüven / Ego
  • Baskı/Zorlama Kabiliyeti
  • Etkili Yalan Söyleme
  • Strese Dayanıklılık

Bu özellikler bize BaskıFırsat ve Meşrulaştırma (Haklı Gösterme) unsurlarının yanı sıra, suistimali gerçekleştirecek kişinin, bulunduğu pozisyonun şirket açığını kullanabilmesine imkan tanıması, kişinin suistimali gerçekleştirebilecek donanımda olması ve yakalanmadan bu işten kurtulabileceğine dair bir güveni kendinde bulması gibi unsurları içeren Kapasite'ye sahip olmasını da gerektirmektedir.

Kapasite unsurunun özellikle uzun süren ve miktar olarak büyük çaptaki suistimaller için daha çok geçerli olduğunun altını çizmekte fayda var.

Peki bu yeni eklenen öğe, sustimallerin önlenmesi ve tespit edilmesi konusunda ne gibi bir etkiye sahip olabilir?

Kapasite unsurunun iyi bir şekilde analiz edilmesi, şirkette suistimal işleme kapasitesine sahip olan pozisyon ve kişilerin tespit edilmesine olanak sağlayabilir.

Şirkette, sisteme ve sürece hakim, kayıtlarda düzeltme yapabilecek yetki ve nitelikte, çalışanlar üzerinde baskı ve otorite kurabilecek bir pozisyonda, yalana ve aldatmaya meyilli, stresle baş edebilecek yapıdaki kişiler potansiyel olarak yeterli kapasiteye sahip olarak görülebilir. Elbette bu tek başına o kişi suistimal yapıyor ya da yapar anlamına gelmiyor, diğer üç faktörün de bir arada olması ile bu şüphe güçleniyor.

Yapılması gereken, bu türdeki kişileri potansiyel suçlu ilan etmek değil, ancak bu tür pozisyonlara ilişkin yeterli kontrol ve denetim mekanizmalarının işletiyor olmak.

Örneğin şirkette bir üst düzey yöneticinin iç kontrolleri atlama (override) etme yetkisi varsa, mesela bir e-postası ile işleme -iç kontrole aykırı bir şekilde- onay verebiliyorsa, bu yetki kötüye de kullanılabilir demektir. Çünkü üst düzey yöneticilerin diğer çalışanlar tarafından uyarılması veya çalışanların işleme engel olması pek mümkün olmamaktadır.

Kapasite unsurunun daha geniş çapta ele alınması ve suistimalle mücadelede etkin olarak kullanılması, kişiye güvene dayalı modellerden, sürece güvene dayalı modellere geçiş için bir basamak olması ümidiyle bu yazıma son veriyorum.

Umarım, şirketler suistimalleri azaltmak için kimsenin bu suistimal karesi içinde yer almamasını sağlamaya dönük önlemleri almaya özen gösterirler ve çalışanlar da suistimalin -ne olursa olsun- bir etik ihlali ve bir suç olduğunu fark ederler.

Çünkü bu kare içine düşen birinin suistimal yapması işten bile değil.

Gökhan YılmazCFE, CIA, CISA, SMMM, CCSA, CRMA

Suistimal Fraud

Facebook Twitter Google Plus

18.12.2015 Zorlu Tekstil Gezisi

2012 Yılı Mezuniyet Töreninden

25.12.2015 Kayalı Kampüsü - Panel

Telefon Tablet Bilgisayar Bu website tüm cihazlarla uyumludur.